Mizah ve Psikanaliz

Mizah ve Psikanaliz

Mizah, hayatın gerçekliklerine karşı bir meydan okumadır. Ama hangi gerçekle yüzleşiliyorsa, bu meydan okuma da farklı biçimler alır. İstanbul Psikanaliz Derneği’nin 2019 yılında düzenlediği 21. Uluslararası İstanbul Psikanaliz Buluşmalarının konusu “Mizah ve Psikanaliz”di. Elinizdeki bu sayı, o kongrede sunulan metinleri içermektedir. Ne gariptir ki, bu toplantının hemen ardından -adeta bir şaka gibidünya çok daha karanlık, sessiz ve güldürüsü eksik bir döneme, Covid19 salgınına girdi. 2020 itibariyle çalışmalarımızı çevrimiçi sürdürmek zorunda kaldık. Tesadüf mü, kaderin ironisi mi, bilinmez; ama bu süreç, mizahın yalnızca bireysel bir savunma değil, kolektif bir dayanışma biçimi olduğunu da bizlere yeniden hatırlattı. Bu sayıda yer alan yazılar, mizahın yalnızca güldürmekle kalmadığını, aynı zamanda insanın varoluşsal, toplumsal ve ruhsal sınırlarına nasıl temas ettiğini gösteriyor. Psikanalitik yaklaşımlardan felsefi yorumlara, bireysel deneyimlerden kolektif hafızaya uzanan bu yolculukta mizah; bir dil, bir direnç biçimi ve kimi zaman da iyileştirici bir sığınak olarak karşımıza çıkıyor. Psikanaliz açısından mizah, bilinçdışının en özgün ifadelerinden biridir. Freud’un 1905 tarihli “Espriler ve Bilinçdışıyla İlişkiler” adlı metni, bu alanda bir kuramsal dönüm noktasıdır. Freud burada, mizahı hem düşüncenin işleyiş biçimi hem de bastırılmış dürtülerin ifade bulduğu özel bir ruhsal süreç olarak tanımlar. Mizah, tıpkı rüyalar ve dil sürçmeleri gibi, bilinçdışının kendini ifade etme biçimidir. Freud’a göre şaka, bastırılmış arzuların dolaylı yoldan dışavurumu sayesinde bireye haz sağlar ve benliği, üstbenliğin baskısından geçici de olsa kurtarır. Bu bağlamda mizah, yalnızca bir anlatım biçimi değil; savunma mekanizması, direniş stratejisi ve ruhsal rahatlamanın dili olarak da değerlendirilir. Henri Bergson ise mizaha farklı bir felsefi perspektiften yaklaşır.


Ona göre mizah, yaşamın esnekliğine karşı katılaşmış, mekanikleşmiş

davranışlara verilen bir tepkidir. Kahkaha adlı eserinde, gülünç olanı,

“canlı olan üzerinde mekanik olanın yansıması” olarak tanımlar. Ona

göre birey, toplumsal hayat içinde esneklik göstermediğinde, yani alışkanlıklarının ve otomatik davranışlarının esiri olduğunda mizah ortaya

çıkar. Bu yönüyle mizah, toplumsal düzenin sürekliliğini sağlayan normatif bir işlev de taşır; güldürerek düzeltir, hizaya çeker. Spinoza'nın

Etika’sındaki neşe anlayışı ise bu çerçeveye özgün bir boyut katar. Spinoza’ya göre dışsal bir nedenden kaynaklanan neşe pasif bir duygudur;

ama bu neşe, kişinin akıl yoluyla dünyayla kurduğu ilişkiyi dönüştürüyorsa, artık etkin bir duygudur. Bu bakış açısı, mizahı yalnızca bir tepkisellik değil, aynı zamanda bir bilgelik ve farkındalık süreci olarak da düşünmemize olanak tanır. Böylece, Freud mizahı içsel bir ruhsal ekonomiye, Bergson dışsal toplumsal yapıya, Spinoza ise aklın özgürleşmesine

bağlar. Üç düşünürün yaklaşımı, mizahın hem içe dönük hem de dışa

dönük yönleriyle nasıl çok katmanlı bir yapı taşıdığını ortaya koyar.

Bu sayıdaki yazılar, mizahın bireysel deneyimler kadar toplumsal yapıdaki çatışmaları da nasıl işlediğini ortaya koyuyor. Toplum içinde mizah, kimi zaman dışlayıcı ve yıkıcı hale gelebilir; özellikle “öteki”ne yönelik ironi ve alay biçimleri, grup dinamiklerinin baskıcı yüzünü görünür

kılar. Freud’un “küçük farklılıkların narsisizmi” dediği yapı burada işler:

En çok benzeyenin en fazla dışlanması. Bu toplumsal eğilim, mizahı hem

bir özgürlük alanı hem de bir baskı aracına dönüştürebilir. Sonuç olarak,

okuyacağınız metinler, mizahı yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda insan ruhunun, kültürün ve dilin derin yapılarındaki hareketliliği

izlememize olanak tanıyan bir alan olarak sunuyor. Mizah, kimi zaman

bir kahkaha anıdır; kimi zaman ise, en sessiz çığlığın dilidir.

Etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen düzenleme kurulu üyelerine, yazıları ile etkinliği zenginleştiren meslektaşlarımıza teşekkür eder,

sizlere keyifli okumalar dilerim.


21. Uluslararası İstanbul Psikanaliz Buluşmaları Düzenleme Kurulu

adına


TEVFİKA İKİZ


İçindekiler

sunuş | 5

TEVFİKA İKİZ

insanın kendisini korumasına hizmet eden mizah | 9

BERNARD PENOT / ÇEVİREN: GÜLCE FIKIRKOCA ATİK

freud’a göre mizah | 19

JEAN PIERRE KAMIENIAK / ÇEVİREN: YİĞİT ARAS

bireyselden toplumsala mizahın | 31

dönüştürücü süreçleri

TEVFİKA İKİZ

psikanalitik süreçte mizahın işlevi üzerine | 39

EBRU SORGUN GÜLTEKİN

sinema, psikanaliz ve mizah: | 47

tekinsizliğin estetik alanı

PINAR KANLIKILIÇER

kronik hastalığınız: haz ve tekrar bağlamında | 57

haftalık mizah dergisi okumak

BARIŞ ÖZGEN ŞENSOY

sokrates’in cinleri ve psikanaliz; | 71

yüce bir deneyim olarak mizah

İSHAK SAYĞILI

sosyal medyada psikanalitik göndermeler | 89

İREM ERDEM ATAK

aaahh belinda! şaka mı bu? | 107

SERGUN YILDIZ

}}